İskelet Kilisesi

iskelet kilisesi 3

İskelet Kilisesi görüp görülebilecek en ilginç yerlerden biri… Bir kilise düşünün ki her yer insan iskeletiyle dolu olsun. Kafataslarından yapılmış avizeler, insan kemikleriyle süslenmiş duvarlar, insan kemiklerinden yapılmış piramit yığınları… Düşüncesi bile korkutucu bir film senaryosunu andırıyor; ama bu bir hayal ürünü olmaktan ziyade gerçeğin ta kendisi.

iskelet kilisesi

Çek Cumhuriyeti ‘nde başkent Prag şehrinin 70 km doğusunda yer alan Kutna Hora, Bohemya’nın en güzel mimarilerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. bu mimari yapıların içinde en çok dikkat çeken, şüphesiz Sedlek Kilisesi. Dışarıdan bakıldığında gotik yapısıyla Kutna Hora’nın diğer dini yapısı, Barbara Katedrali’ni çağrıştırıyor. Farklılığını ise içeriye adım attıktan sonra anlıyorsunuz. Çünkü bu kilise, içinde 70.000 insanın iskeletinden parçalar barındırıyor. Onu iskelet kilisesi olarak tanımlayan en büyük özelliği de bu.

Hikayesi

Efsane odur ki Sedlec Kilisesi’nin Baş Rahibi Heinrich, Çek Kralı II. Otakor tarafından 1278’de kutsal topraklara, yani Filistin’e elçi olarak gönderiliyor. Görevini tamamlayan Heinrich, Kudüs’ü terk ederken, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği Golgotha’dan bir kavanoz toprak alıyor. Seldec’e döndüğünde kutsal topraklardan getirdiği bir kavanoz toprağı, Kutna Hora’daki kilisenin yanında bulunan, bölgedeki gümüş madeninde çalışırken ölen madencilerin gömüldüğü mezarlığa serpiyor. Başrahip Heinrich ,bunu ölen madencilerin ruhlarını huzura kavuşturmak için yapıyor; ancak bu olayın duyulmasıyla, bölgede mezarlığın kutsal toprakların bir parçası olduğu varsayımı üzerinde görüşler artmaya başlıyor.

O yıldan sonra, mezarlık büyük bir üne kavuşuyor. Önce çevresindeki kasabalardan, sonra uzak kentlerden, hatta komşu ülkelerden bile soylu ve zengin pek çok kişi buraya gömülmek istiyor. Tüm bunların üzerine 14. yüzyılda Avrupa’yı kırıp geçiren veba salgını baş gösteriyor. Veba salgınından ölen binlerce kişi de bu mezarlığa gömülüyor.(En ölümcül salgınlarla ilgili detaylı yazımızı okumak isterseniz yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.) Bu olaylar doğrultusunda mezarlık alanı günden güne büyümeye başlıyor. Ardından 1421’de Hursit Savaşları başlıyor. Hursitler, kiliseyi basıp 500 keşişi öldürmekle kalmıyor, tüm yapıyı tahrip ediyor. Tüm savaş kayıpları Kunta Hora’ya defnediliyor. Mezarlık alanı 35 hektara kadar çıkıyor, ve bu durum işin içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor.

İskelet Kilisesi Restorasyonu

Savaşın ardından yıkık binanın onarımını Schwarzenberg Ailesi üstleniyor. Hem harap olmuş yapıyı onarmak, hem de mezarlık sorununa çözüm bulmak istiyorlar. Çünkü hala Avrupa’nın dört yanında ölen zengin ve soylu insanları, gömülmesi için, akın akın buraya getirmeye devam ediyorlar. Bunun üzerine, Hristiyan geleneğinde yüzyıllardır uygulanan bir yönteme başvurulup, mezarların boşaltılıp iskeletlerin bir yerde muhafaza edilmesi kararlaştırılıyor. Mezarlardan çıkarılan iskeletler için bir şapel yapılıyor. Bu gelenek Anadolu’daki Rum kiliselerinde de uygulanıyor. Bu gelenek yüzyıllar boyunca, çıkarılan iskeletlerin kime ait olduğuna bakılmaksızın gerçekleştirilmiş. Ancak, Schwarzenberg Ailesi, daha fazla soylu ve zengin insanın gömülebilmesi için, mezarlıktaki tüm madencilerin ve tüm Avrupa’yı etkileyen veba salgınında ölen fakirlerin çıkartılmasını emrediyor. Kemiklerin saklandığı salona “Osteofilakio” adı veriliyor, ve 40.000 madenci ve yoksulun kemikleri buraya istifleniyor.

iskelet kilisesi 2

19’uncu yüzyılda bu kez kilisenin iç restorasyonu gündeme geliyor. Oyma ustası Frantısek Rınt, Schwarzenberg ailesine çok farklı bir yöntem öneriyor. Kiliseyi insan kemikleriyle dekore etmek istediğini söyleyen Rınt Schwarzenberg ailesinden de onay alınca, hayal gücünü kullanıp, mezardan çıkardığı 40 bin iskeleti temizliyor, ve birbirinden ilginç tasarımlar oluşturuyor. Kemiklerden yapılmış avizeler, kapı kolları, pencere kenarları, tavan süslemeleri ortaya çıkarıyor. böylece 1870’te Sedlec İskelet Kilisesi açılıyor.

Kiliseye gösterilen ilgi dikkatleri üzerine topluyor.

İlk başlarda yüzlerce insanın karşı çıktığı proje, hayata geçtikten sonra bir çok insanın ilgisini çekiyor. Kimilerine göre korkunç bir rezalet, kimilerine göre başyapıt olarak nitelendirilen bu kilise, dünya çapında bir üne kavuşuyor.

Kilisenin içinde, Schwarzenberg ailesinin kemiklerden yapılmış bir arması bulunuyor. Armanın sağ alt kısmına bir kafatası yerleştirilmiş. Yanı başındaki karga iskeletinin gagası, kafatasının gözünün içinde duruyor. bir rivayete göre Bu figür, Schwarzenberg Ailesi’nin 1591’deki Raab Savaşı’nda, Türklere karşı kazandığı zaferin simgesini nitelendiriyor. Bu figüre “Türk’ün gözünü oyan karga.” adı verilmiş.

iskelet kilisesi 3

Avusturya, Eflak seferine çıkan Osmanlı ordusu, 1594’te Raab Kalesi’ni ele geçirir. Satırcı Mehmed Paşa, dört yıllık mücadele sonucu Avusturya ile barış anlaşması yapmaya çalışırken, 1598’de Raab Kalesi’ni kaybeder. Avrupa’yı titreten Osmanlı’dan bir kalenin bile geri alınmasının ne kadar önemli olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Schwarzenberg Ailesi kendisini kahraman ilan eder, başarısı ise kargayla sembolize edilmiştir.

iskelet kilisesi, merdiveninden avizesine, tavanından kapı tokmağına kadar her türlü süslemenin, dekorasyonun, inşaat malzemesi yerine insan kemiğinin kullanıldığı bir kilise. Kemikten yapılan bu yapının ürkütücü olduğu kadar üzücü hikayesinin dışında, görünürde estetik ve hayal sınırlarını zorlayan etkisi de oldukça şaşırtıcı.

Kaynak : En Faydalı YouTube Kanalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir